Taraflar arasındaki “tasarrufun iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 5.10.2004 gün ve 2004/43-308 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 28.6.2005 gün ve 1163-3873 sayılı ilamı ile,
(...Dava, tasarrufun iptali istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. İİK.nun 278. maddesinin 2. fıkrası 2. bendi uyarınca akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağışlama niteliğinde kabul edilmiş, bu şekilde yapılan tasarrufların iptale tabi olduğu belirtilmiştir. Somut olayda tapudaki satış bedeli 12.400.000.000 TL. olup gerçek satış bedeli ise 26.000.000.000 TL. olduğundan, tapudaki satış bedeli ile gerçek bedeli arasında fahiş fark olduğu açıktır. Bu yönü ile davalı borçlu H. H. Ü.tarafından 3. kişi Z. A.’ya yapılan tasarrufun iptale tabi olması gerekir. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için alacağın kesinleşmiş olması zorunludur. Tazminata ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce bozulduğu dosyadaki Yargıtay ilamından anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş, tazminata ilişkin dava dosyasının kesinleşmesi beklenerek, dosya kesinleştikten sonra icra dosyası ile birlikte dosya içerisine getirtilip diğer dava şartları da oluştuğundan tasarrufun iptali davasının kabulüne karar vermekten ibarettir.
Tazminat dosyasının kesinleşmesi beklenmeden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 8.3.2006 gününde oyçokluğu ile karar verildi.