Esas No: 2011/3870
Karar No: 2011/4681
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2011/3870 Esas 2011/4681 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : SERİK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/11/2010
NUMARASI : 2008/722-2010/599
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 125 ada 6 parsel sayılı taşınmazına davalıların, Temmuz 2006 tarihinden itibaren haksız olarak oturmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Davalılar, çekişmeli taşınmazı davacı ile davacının dava dışı ortağı şirketten 23.4.2006 tarihli harici satış sözleşmesiyle satın aldıklarını üzerlerine düşen tüm edimleri yerine getirdiklerini, ancak davacının resmi akit yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle tapu iptal ve tescil veya semen"in iadesi talepli dava açtıklarını ve bu davanın derdest olduğunu, bu davanın sonucunda iptal-tescil isteği reddedilip, kesinleşmesi ve daha sonra ödedikleri bedeli geri aldıkları takdirde haksız işgalci durumuna düşebileceklerini, ödedikleri bedeli geri alıncaya kadar taşınmaz üzerinde hapis hakları olup, kötü niyetli olmadıklarından, ecrimisille sorumlu tutulamayacaklarını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacı ile birlikte hareket eden şirket yetkilisinden haricen satın alındığı, davalı yabancı şahıslar adına tescili için gerekli işlemlerin başlatıldığı, buna istinaden davalıların dava konusu taşınmaza yerleştikleri ve kullandıkları çekişmeli taşınmazı satış bedelinin ödendiği,bu itibarla davalıların haksız işgalinden sözedilemeyeceğinden davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 125 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, davalıların taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, ancak taşınmazı tasarruf ettikleri anlaşılmaktadır.
Davalılar, davaya karşı taşınmazı haricen satın aldıklarını savunmuşlar ve mahkemece de bu savunma itibar edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, T.M.K."nun 706., Borçlar Kanununun 213. ve 2644 Sayılı Tapu Kanununun 26.maddesi hükümleri uyarınca gayrimenkullerin alım ve satımları resmi şekilde yapılmakdıkça geçerli sayılamaz.
Ne varki, böyle bir olgunun saptanması halinde harici satın almanın alana kişisel hak sağlayacağı ve bu kişisel hakkında T.M.K."nun 994.maddesinde öngörülen hapis hakkı olacağında kuşku yoktur.
Oysa, mahkemece yapılan inceleme, araştırma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalı tarafa haricen satıldığına dair bir belge ibraz edilmediği gibi, sunulan belgelerde de davacının imzası bulunmadığından davacıyı bağlamayacağı ve aleyhinde delil olarak kabul edilemeyeceği tartışmasızdır.
Diğer taraftan, taşınmazın resmi olarak satışının yapılabilmesi için tapu idaresine yapılan başvurunun da taşınmazın haricen satışının yapıldığını göstermeyeceği açıktır.
Hal böyle olunca; davalıların savunmalarının kanıtlanamadığı gözetilerek;"çap iptale kadar geçerlidir" ilkesi gereğince belirlenecek ecrimisil ile birlikte davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere aksi yönde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davacının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK."nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.4.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.